BABA
Çerkes toplumunda aile reisi olan baba aile fertlerine karşı ağırbaşlı ve şefkatli bir yönetici ve eğitimci görevindedir. Bütün aile bireyler kendisine karşı saygı ve bağlılık gösterir. Söyledikleri itirazsız yapılır. Karısına karşı görevi de eşitliğe, saygı ve hürmete dayanır. Çerkes toplumunda eski dönemlerden beri çok eşlilik neredeyse hiç yoktur.Kadına saygı ön plandadır ve hatta kadın evlendikten sonra dahi kendi soyadını korur. Koca, eşini kendi soyadıyla asla çağırmaz.Çünkü kadına kendi soyadı ile hitap etmek Çerkesler’de kadına duyulan saygının belirtisidir. Yine bunun gibi babanın huzurunda karısı ile kızından başka aile bireylerinden kimse oturamaz, saygı ile ayakta bekler. Karısı dahi çocuk sahibi oluncaya kadar oturamaz. Ailenin hiçbir ferdi baba ile birlikte yemek yiyemez. Su içerken karısı, kızı saygı duyarak ayağa kalkarlar.

Eş ve hanımların yaşam bölümünde vakit geçirmek, kadınların etkisinde kalmak gibi haller kendini küçültme belirtisi olarak kabul edildiğinden kadınlarla konuşup oturmaktansa baba gündüzleri zamanını misafir odasında geçirir, orada yemek yer, ancak geceleri dinlenme zamanında yatak odasına geçer, sabahleyin yine misafire odasına çekilir. Baba küçük çocuklarını öpüp okşamaz, kucağına almaz. Çünkü Çerkes toplumunda eskiden beri gelen anlayış olarak sevgi söz ve davranıştan değil samimi olarak kalpten gelir ve baba da bunu bildiği için sevgisini yılışık bir surette açığa vurmayı da kibarlık ve samimiyet olarak saymaz. Fakat narin vücudu, ince kalbi ile kız çocuklarını evin misafiri olarak kabul ettiğinden onlara anlayış gösterir.

Erkek çocuklarına karşı davranışı ise bir öğretmenin öğrencisine davranışı gibidir. Baba asla yavrum, canım, ciğerim gibi şımartıcı sözler kullanmaz. Babanın eli erkek çocuk üzerinde asla titremez. Bilakis onu bağımsız ve kişilik sahibi bir Çerkes genci olarak yetiştirir.

Nitekim Edmund Spencer şöyle der: Ahlaki eğitimin amacı başkaları tarafından yönetilmeye elverişli bir vücut değil, kendi kendini iradeye elverişli bir mevcut teşkil etmektir. Çocuğu esir halinde yaşatırsanız o çocuk esirliğe alışır.Şu halde hür bir insan olarak çocucuğunuzu gözünüzün önünde kendi iradesini idare etmeye alıştırınız.

İşte bu sözleri ile çocuğa karşı aşırı bağlılık usulünü eleştiren Spencer’in tavsiyesini Çerklesler en eski dönemlerden beri uyguladılar. Çünkü çocuktan körü körüne itaat istemenin çocuğun ruhunu öldüreceğini, korku’nun çocukta faaliyeti azaltan bir ruhani çöküş getireceğini iyi biliyorlardı.

Jabağı Baj, Çerkesya’da Terbiye ve Sosyal Yaşayış.

Dernek Duyuruları
2021 Yılı Olağan Genel Kurulu’nu 26.06.2021 tarihinde gerçekleştiren Kayseri Kafkas Derneği’nde, yeni […]
6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu kapsamında Dernek binamızın bulunduğu bölgede başlayan yıkım […]
23 Haziran sabahı Reyhanlıda çok çirkin ve iğrenç bir olay yaşandı.Sapık teşhis […]